 |
 |
-
-
-
-
-
-
-
-
|
 |
|
|
|
 |
Dersim komuoyuna açık mektup;
Değerli Dersim halkı,
Bugün en büyük sorun Dersimli aydın ve kurumların kendi sorularının zahmetine katlanmadan kendi cevaplarının cengaverliğine soyunuyor olmasıdır. Bizim nazarımızda ise, bir kriter olarak, Dersim konusunda babasının annesinin sözünü kendi sözünün, babasının annesinin dil-bilgisi ve bilincini kendi bilgisinin, babasının annesinin sanatını kendi sanatının önüne çıkararak iş üretmeyen hiçbir kurum ve kişinin yaptıklarının bir sahiciliği ve kalıcılığı yoktur. En hafif deyimle, bütün bu çabaların altında ya küçük kişisel hesaplar, sıfat, rütbe, mevki düşkünlüğü ya da bir politik angajmanın körlüğü çıkar.
|
 |
Masalların Şahı Şahmaran (Saé Moru) (inceleme)
Başta mıyız, sonda mıyız? Şaé Moru masalının sorduğu en temel soru budur. Zaman için bir “başlangıç” varsa bir “son” da olmak zorundadır. Öyle denir. Ancak bunu doğrusal bir zaman algısını kabul eden “modern zaman” kavramı zorunlu kılar... Oysa kadim diller ve kültürler bu konuda farklı bir bakış açısına sahiptirler... Zaman ve oluş daireseldir; devran döner ve malik halq eder. Bu durum bizi tarih-tekerrür yanlış yorumunu da mecbur kılmaz... Çünkü dönen zaman sanıldığının aksine hep aynı güzergahta dönmez; her dönüş aynı zamanda bir üste sıçramadır. Ve zamanın döngüsü hep ileri giden bir doğru değil, hep yukarı dönen bir spiraldir.
|
 |
ÇEVERÈ HAZARU ALBÜM KİTAPÇIĞINDAN DÜZGIN BABA
Düzgın henüz bir new-civan´dır; yani bıyıkları yeni terlemiş toy bir genç... belki onüç- ondört yaşında... Sey Mamudo Khal yani Büyük Khureş´in oğludur, asıl adı Sa Heyder... Dersim dağlarında bir çoban´dır; tıpkı Munzur Baba ya da birçok başka veliler gibi; ya da Ademoğlu Habil´den Musa´ya hatta İsa´ya kadar birçok peygamber gibi. Keçileri vardır, dağ doruklarını ve en ulaşılmaz, sarp yamaçları mekân tutmuş dağ keçileri, geyikler onun sürüleridir... Bu yüzden onlara karışmak günahtır, zarar veren birçokları uğursuzluğa uğramıştır...
|
 |
SAÈ MORU/ Şahmaran Masalı( Türkçe çevirisi)
Şah-i Maran belki de Lokman Hekim´in oğludur. Bir gün, Lokman Hekim, kitabını alıp gitti; gidip bir ırmağın başında oturdu. Belki ölüme çare bulurum, diye düşünüyordu. Kitabını önüne indirip okumaya başladı.
|
 |
Sanıka Saê Moru (Kırmancki/Zazaca)
Saé Moru belka lazé Loqman Hekimi yo. Roze, Loqman Hekim, kıtavé xo guret şi, şi chem sero nişt ro. Va ke, belka merdene re çare bivéno. Kıtav, xo verde na ro, da wendene. Hz. Péyxamberi ra eyan bi, va ke: "Loqman Hekim hawo waneno nıka merdene re çare vineno! Hama no is-karé Heqi yo, eyi re çhı!"
|
 |
Renklerde yaşamak için...
Çok renkler vardı, çok biçimler, çok isimler... Çünkü kutsanmış doğrular yoktu. Yani Tanrı bizden uzaklaşıp o sıkıcı mutlaklığa kavuşmadan önceydi. O zamanlar herkes, herkesin başka bir doğrusu olabileceğini anlardı.
Yerle gök arasında her şey kutsaldı: Kuşlar, ırmaklar, dağlar, ağaçlar, güneş, ay, her şey... Ve tabii insan... Ve deliler... Ve hatta böcekler. Dokunurduk onlara, giderdik ziyaretlerine, kızardık belki tepkisizliklerine ve şaşardık büyük kerametlerine.
Evin "sahip"i vardı; ırmağın "sahip"i vardı. Sahip olmak külfeti bizim değildi. Ve mutlak yalnızlık yoktu. Çünkü her şey senin-benim gibiydi. Ve her seyin dinlenecek bir derdi, bir hikayesi mutlaka olurdu.
Geldi geçti; kutsal duvarlar ve "en bilimsel doğrular" çok şeyi alıp götürdü. Sadece izleri kaldı, bugün ardına düşebileceğimiz.
Umutsuz değiliz. Aslında siz de bizdensiniz ya da biz de sizden. Yüreğinizin serzenişlerine bir kulak verseniz... Bir de, bir de annemi tanısanız, bilseniz.
Renklerde yaşamak için...
metin- kemal kahraman-1995
|
 |
ÇOKLUKTAKİ BİRLİK: ÇEWRES
Öyle ya, "Tek Tanrı", her şeyden önce teklik´ini vurgulayan bir sıfatla öne çıkmışken çokluk´u, çeşitlilik´i kendinde söyleyecek farklı bir teklik hem de bütünlük, birlik, beraberlik anlayışı mümkün müdür ki bunun ne zamandan beridir değiştiğini tartışmak da mümkün olsun? "Tanrısal Birlik", bu anlamda en mükemmel birlik, beraberlik, bütünlük anlayışının, çeşitliliği, çokluğu zorunlu kıldığını, dahası teklik´in değil çeşitliliğin ve çeşitlilikteki birliğin tanrısal olduğunu söylemek mümkün olmuş mudur?
|
 |
ÇEVERE HAZARU (BİNLER KAPISI) ÇIKTI !!!
Metin ve Kemal Kahraman kardeşler, 2002 yılında çıkardıkları Meyman albümünden sonra Lızgé Müzik etiketiyle yayınlanan ?Çeveré Hazaru/Binler Kapısı? isimli yeni çalışmalarıyla bir kez daha dinleyicileriyle buluşuyorlar.
|
 |
'Dualar ve Beyitler' yakında çıkıyor...
Dersim kültürü üzerine sözlü tarih çalışmaları yapan Metin ve Kemal Kahraman kardeşler kendi kayıtlarından seçip özüne sadık kalarak oluşturdukları ilk arşiv-derleme çalışmaları “Yaşlılar Dersim Türküleri Söylüyor”un ardından “Dersim Duaları, Beyitleri, Semahları” adı altında topladıkları yeni bir arşiv çalışmasıyla dinleyici karşına çıkmaya hazırlanıyorlar.
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|