|
İsim : |
yunus küçük |
Tarih: |
25.01.2012 |
| Şehir
: |
ist |
Ülke: |
türkiye |
|
muhteşem bir çalışma olmuş metin kemal kahraman kardeşleri gönülden kutluyorum. hep savunduğum bir tezdir evrensele yerelden gidilerek ulaşılır bu tezin bilimsel bir örneği olmuş bu çalışma ve evrensele ulaşmış birikimlerine hayran kaldım.yabancı olmadığım kadim şahmaran masalını okumadım yaşadım sanki
bir kez daha anadolunun kadim kültürüne şapka çıkardım. sevgilerimle yunus küçük
|
|
|
|
İsim : |
ferhat yıldırım |
Tarih: |
22.10.2011 |
| Şehir
: |
ankara |
Ülke: |
türkiye |
|
Yer yok iken gök yok iken var idim Nice makam makam gezdim idi ben Kandilde nur idim seyreder idim Nuh ile gemiyi dizdim idi ben Kün deyince var eyledim alemi Nice Süleyman’a çaldım kalemi Miraçta danıştım bin bir kelamı Muhammet suresin yazdım idi ben Bir avuç toprağı deryaya saçtım İsmim Adem idi karaya düştüm Kubbe-i cihanın kapısın açtım Kırkların engürün ezdim idi ben Çar noktayı elif dilimde idi Kuduret kalemi elimde idi Dört melek la mekan elimde idi Doksan bin sureyi yazdım idi ben Ahirinde ismim Ali koydurdum Mümin kullarının Kalbine girdim Sefil Ali gece gündüz hem virdim Boz Dev’in bendini çözdüm idi ben
acep bu manalar nedir, her şeyde ortak en küçük şey mi ben bilemiyorum ama hissediyorum, maneviyat maddiyattan geçer, bu maddeye tapmak değildir, manevi ve maddi diye bir şey yoktur; hepsi birdir...çokluğun zorunluluğu. bu manalara diller, kültürler, ağıtlar, masallar, şiirler, efsaneler, anılar,kelimeler, imgeler şahittir. bunlardan en önelilernden biri de Zazaca ve Kürtçedir. Şahmaran Masalı Zazaca versiyonu. Metin Kemal Kahraman'ın "Şahmaran Masalı İncelemesi" çalışması çok değerlidir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi Tevrat’ta da elmayı yiyen Havva ve Adem’in ilk bildikleri cinsellikleridir; ve Tevrat terminolojisinde birleşme bilmek fiiliyle söylenir. Zazaca’da cinsel birleşme, doğum (tohum), çoğalmak, bilmek ve dil şaşırtıcı bir tamamlayıcılıkla aynı kökte dururlar. Zazaca’da “manga za”, “inek doğurdu” anlamındadır. “Zewez” evlenmek, “zama” damat, “zeyiye” elti, “azew” evlenmemiş-bekar anlamındadır. Farsça’da “oğlu” anlamında isimlerde kullanılan “zade”, Zazaca’da sadece “za” olarak vardır; Biraza (erkek kardeşten olan yeğen), Wereza (kız kardeşten olan yeğen), Dereza (aynı deden olanlar, hısım akraba) manalarındadır. Yine “be je mi be” ifadesi kibarca cinsel birleşme davetidir; “benim gibi ol, benimle birleş” manasındadır. “Zede” (Jede) çok, “jediaene” ise çoğalmak manasındadır. Ve bütün bunların kökü ise “zu/ju” yani bir’dir; birleşme kökünden çıkarlar. Ve çokluk (jede)nin kökü bir (zu)dur. Çünkü çoğalma, bölünme üzerinden bir’in kendi gibilerini üretmesine dayanır. Zaten yukarıdaki örnekte de görüldüğü gibi Zazaca’da “gibi” ifadesi je/zu yani bir kökünden türer.
Bilmek ise zanitene’dir. ve bilmenin aracı dil’dir. Dil ise “zon” (bazı ağızlarda daha da açık olarak zu) şeklinde telaffuz edilir. Ve herkesin üzerinde birleştiği bir bilgiyi temsil eder. “İnsan zon sero zaneno”; yani insan dil üzerinden bilir ve isimler keyfiyetle değil bir bilgi’ye dayanılarak konulmuştur. Dil de böyle oluşmuştur.
Bu durumda kavram ve sembollerimizi kısaca özetleyerek masalımıza başlayabiliriz. Evet, Şahmaran Masalında da mükemmel bir kurgusallık ve düşünülmüşlükle karşımıza çıkan kavram ve semboller şöyledir:
ŞAE ŞAH SAE ELMA ZU BİR ZANİTENE BİLMEK ZON DİL ZA DOĞUM ZEDİAENE ÇOĞALMAK JE/ZE GİBİ
Burada birlik ve çokluğun aynı kökten geldiği özel bir dikkate değer.
MOR YILAN; MÜHÜR MİR İDARECİ; YÖNETİCİ MERDENE ÖLÜM MIRD TOK/DOYMUŞ MURAD TAMAMLANMIŞ; NİYETİNE ERMİŞ MORDENE SAYMAK MORDEM ADAM
|
|
|
|
İsim : |
ferhat yıldırım |
Tarih: |
22.10.2011 |
| Şehir
: |
ankara |
Ülke: |
türkiye |
|
Kul Himmet
Ezel meclisinde kırklar ceminde, Muhammed nuruna bezendi Ali, Kırklar ile bile âyin-i cemde, Bu aşkın sırrına özendi Ali.
İlmin başı dedi kendin bilesin, Muhammed'e dedi cem'e gelesin, Meydana gelirdi aşkın la sun, Kırklara şarabı sunandı Ali.
Hu deyip birliğe kuruldu erkan, Hakikat sürüldü dem ile devran, Sema'a kalktılar cümle aşikan, Kırk kere meydana dolandı Ali. ( tarihsel kişilikler Ali, Muhammed değil)
|
|
|
|
İsim : |
ferhat yıldırım |
Tarih: |
22.10.2011 |
| Şehir
: |
hiç doğmamak, bunu bilmemek |
Ülke: |
rüya görmeden uyumak hep |
|
Ateşim yanıp pişmeden Ruh girip bu ten koşmadan Ana rahmine düşmeden Bu dünyaya gelen kimdir
Sır Ali'deki sır idi (aşık değil talip ol) Seyr edeni sever idi Ben kulu da kemter idi Pir aşkına düştü gönül
Yaratmıştır insan ile hayvanı İnsanda emanet koydu bu canı Üçyüz altmış altı peygamber hani (366) Bizi kor mu ya onları alanlar
Pir Sultan Abdalım dünya durulmaz Gitti giden ömür geri dönülmez
Pir Sultan Abdal'ım kırklar yediler Yediler de bir keşiğe kodular Onlar verdiğini almaz dediler Şu bana verdiğin aldı neyleyim
Dermani Niyazım Olsun Veli'ye, Muhabbet Bağında,Gerçek Demine, Sırr-ı Hak Muhammed, Dem-i Ali'ye, Bir Düzgün Baba,Bir Hasan Efendi
|
|
|
|
İsim : |
Ferhat Yıldırım |
Tarih: |
04.10.2011 |
| Şehir
: |
evren |
Ülke: |
zerre |
|
Üç gözlü pınarın gözün ararsan Onu bilen cihanı fark eder Deryadaki kuşun izin ararsan Onu bilen bu cihanı fark eder
Dört kitabın her ismini yazmalı Seyyah olup şu alemi gezmeli Bir kuş gördüm ayakları çizmeli Onu bilen bu cihanı fark eder
Bir kuş gördüm ayağında nalı var Kendisi bir amma iki dili var Padişahtır ülkesi var ili var Onu bilen bu cihanı fark eder
Bir hastacık gördüm sormadım halin Başı kabak olmuş ayağı yalın İk'oğlan getirmiş bir erkek gelin Onu bilen bu cihanı fark eder
Pir Sultan Abdal'ım ey Şah-ı Merdan Şefaat umarım Gani'den pirden Derviş Muhammed'in hatemi nurdan Onu bilen bu cihanı fark eder
fatıma, hasan, talip, şahmaran, vicdan , çalışmanın tapınağına gir ve arın, öz, vücut, doğuş, hakk ispatı ya da hepsi boş...hayatta ya her şey mucizedir ya da hiç bir şey mucize değildir, ya her şey kutsaldır ya da hiç bir şey kutsal değildir. ta ezelden beri sır sensin ama bu sırrı bilmen için doğman, yaşaman ve yaşarken bin türlü zorluklar, şaşkınlıklar yaşaman gerekecek. isyan eden de sensin sınavı hazırlayan da. soruyu soran da sensin cevap arayan da. insan hakk'ta hakk insanda. ölüler nereye gittiler, amannn "önemi" de var mı...ben hepsini bilecem ama bişey engelliyo...şaka şaka...gerçek gerçek.şgaekraçek
|
|
|
|
İsim : |
Ferhat Yıldırım |
Tarih: |
04.10.2011 |
| Şehir
: |
evren |
Ülke: |
zerre |
|
Bu âdem dedikleri, el ayakla, baş değil âdem ruha denilir, surat ile kaş değil. Beden et ve deridir, ruh bunun serveridir Hakkın kudret sırrıdır, ruhsuz kalıp hoş değil.
Âdem gerek, su gibi, temizlenip arına haramlardan kaçınır, nefsi de serkeş değil. Âdemdedir emanet, ondadır ilmü hikmet Hakkın katında âdem, daneyi haşhaş değil.
Âdem olan iyi bil, çalışır hep ay ve yıl ruh gıdası ilimdir, ekmek ve kumaş değil. Kendi özün anlayan, ruh gözün aydınlayan Hak sözün pek kavrayan, er olur, ayyaş değil.
Beden hayvanda da var, hissi, onda pek artar, Kurt gözü, keskinse de, nakş görür, nakkaş değil.
|
|
|
|
İsim : |
Ferhat Yıldırım |
Tarih: |
04.10.2011 |
| Şehir
: |
evren |
Ülke: |
zerre |
|
Bir gece Muhammet evde yatarken, Üç melek geldi de nida getirdi. Selman'ın şeklinde bir oğlan girdi, Ne güzel izzetle sala getirdi.
Muhammet oğlana yerini verdi, Geçti oğlan seccadeye oturdu. Cebrail oğlandan nişan istedi, Zühre yıldızını alna getirdi.
Bu oğlanın Ali olduğun bildiler, Aman mürvet deyi dara durdular. Özlerinden hayli sitem sordular, Cebrail Cennet'ten elma getirdi.
Getirip elmayı terceman verdi, Şah eline alıp dört pare kıldı. Bir paresin Şah'ım nuş edip kandı, Üçünü melekler Hakk'a götürdü.
Bak Bari Taala hoş nazar kıldı, Yed'iklim çar köşe Ali'ye verdi. Biri Düldül, biri Zülfikar oldu, Fatma da Kanber'i ana götürdü.
Pir Sultan'ım eydür: Gitti gelenler, Arayıp özünde gevher bulanlar. Muhammet Ali'yle arşa duranlar, Cümle melekleri ceme götürdü.
|
|
|
|
İsim : |
Ferhat Yıldırım |
Tarih: |
04.10.2011 |
| Şehir
: |
evren |
Ülke: |
zerre |
|
Hak bizi yoktan var etti (manası nedir, yoktan varolma yoktur)
Şükür yoktan vara geldim
Yedi kat arşta asılı
Kandildeki nur'a geldim (Pir Sultan ABDAL)
Çatılmadan yerin gögün binası,
Muallakta iki nur'a düş oldum. (Pervane)
Kandilin içinde nur olan biziz
Mekan ötesinde sır olan biziz. (Devrani)
Hakkın gevherinden arşın nurundan
Ondan hasıl oldu güruhu naci. (Kul himmet)
Hü diyelim gerçeklerin demine
Gerçeklerin demi nurdan sayılır. (Hatayi) **************************************************** Naci derler bir güruha uğradım
Her biri birinin almış elini
Mekanımız kanda dedim söyledim
Mekan tutmuş hakikatıin ilimi.
(Hatayi)
Ölmezden evvel ölmüşüz
Cana kavuşan can olur.
(Hatayi) *********************************************** adem olup insan içine geldim
Gerçek nasip eylerse kandan içeri
Mecnun gibi kandan kana gezerken
Bir kana uğradım kandan içeri.
Hak lokmasını yemiş ben de kanmışım
Serim başım pir yoluna koymuşum
Bu canı vermişim bir can almışım
Bu canı saklarım candan içeri
(Virani)
|
|
|
|
İsim : |
Ferhat Yıldırım |
Tarih: |
04.10.2011 |
| Şehir
: |
evren |
Ülke: |
zerre |
|
orma ne hacet bizleri sofu
Ta ezel künyede ismimiz vardır
Dünya kurulmadan yüzbin yıl evvel
Ol yeşil kandilde cismimiz vardı.
Aşık devrani ****************************************** Cebrail havada nice bin yıl döndü,
Çok vakit Allah'ı gayipten bildi,
Görünce bir gubbe üstüne kondu,
Sen sensin ben benim dese ne fayda. Anonim ( narlı-maraş)
*******************************************
Bu ana değin ta kaulu beladan
Haberimiz vardır her maceradan".
(Harabi) *****************************************
Ta ezelden kandildeki nurdanım
Binde bir can eremedi bu sırra. (Dermani) ********************************************* Akan dört ırmağın gözün ararsan
Serçeşme'den gelir suyun durusu (Aşık İsmail) ****************************************************** Aramaynan hak bulunmaz
Bakmaynan göze görünmez
Çıkıp meydanda salınmaz
Aslın nurdadır sevdiğim.(Aşık Senem) ****************************************** O nesne ne idi, cihanı yuttu
Cihanı yutandan haber ver şimdi."(Balım Sultan)
Yedi gök yaratıldı IŞIK ile bünyad oldu
Toprağa nazar kıldı, aksırıp durugeldim. (Yunus emre)
|
|
|
|